Birleşik Krallık’ta yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkisine dair kaygılar giderek artıyor. Son yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, ülkede çalışanların yüzde 27’si, önümüzdeki beş yıl içinde yapay zekâ nedeniyle işlerini kaybetmekten endişe duyuyor. Bu oran, teknolojik dönüşümün çalışanlar üzerindeki psikolojik baskısını açık biçimde ortaya koyuyor.
Araştırma, yalnızca bireysel korkuları değil, aynı zamanda çalışanlarla işverenler arasındaki algı farkını da gözler önüne seriyor. Rapora göre iş dünyası yapay zekâyı hızla benimserken, çalışanlar bu dönüşümün kendi kariyerleri açısından ne anlama geldiği konusunda net bir tablo göremiyor.

İşverenler Yapay Zekâya Hızla Yatırım Yapıyor
Uluslararası işe alım şirketi Randstad tarafından hazırlanan yıllık çalışma hayatı raporu, bu dönüşümün boyutlarını net şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre Birleşik Krallık’taki işverenlerin yüzde 66’sı, son 12 ay içinde yapay zekâya yatırım yaptığını belirtiyor. Aynı zamanda çalışanların yüzde 56’sı, iş yerlerinde yapay zekâ araçlarının kullanımının aktif biçimde teşvik edildiğini söylüyor.
Ancak bu hızlı adaptasyon, beklendiği gibi herkes için aynı anlama gelmiyor. Araştırma, çalışanlar ve işverenler arasında “uyumsuz yapay zekâ beklentileri” bulunduğunu ortaya koyuyor. Nitekim ankete katılan ofis çalışanlarının yüzde 45’i, yapay zekânın şirketlere çalışanlardan daha fazla fayda sağlayacağına inanıyor.
Genç Çalışanlar Daha Kaygılı
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de yaş gruplarına göre algı farkları oldu. Özellikle Z kuşağı olarak tanımlanan, 1997 ile 2012 yılları arasında doğan genç çalışanlar, yapay zekânın etkileri konusunda en yüksek endişeyi taşıyan grup olarak öne çıktı. Bu kesim, hem işlerini kaybetme ihtimalinden hem de yeni teknolojiye uyum sağlama konusunda zorlanmaktan korkuyor.
Buna karşılık, kariyerlerinin sonuna yaklaşan baby boomer kuşağı, yapay zekâ karşısında daha özgüvenli bir profil çiziyor. Uzmanlara göre bu fark, gençlerin iş piyasasına zaten zorlayıcı koşullar altında girmesinden kaynaklanıyor. Özellikle birçok şirketin, yetenek açığını yeni çalışanlar yetiştirmek yerine otomasyon ve yapay zekâ yatırımlarıyla kapatmayı tercih etmesi, gençler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Düşük Karmaşıklıklı İşler Risk Altında
Araştırma, yapay zekâ ve otomasyonun özellikle düşük karmaşıklık gerektiren, tekrarlayan ve işlemsel rolleri hedef aldığını gösteriyor. Bu durum, bazı sektörlerde verimlilik artışı ve iş gücü açığının kapatılması açısından avantaj sağlasa da, belirli meslek grupları için ciddi bir risk anlamına geliyor.
Öte yandan tablo tamamen karamsar değil. Ankete katılan Birleşik Krallık çalışanlarının yüzde 55’i, yapay zekânın kendi üretkenlikleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu ifade ediyor. İşverenler de benzer şekilde, yapay zekânın iş süreçlerini hızlandırdığı ve verimliliği artırdığı görüşünde birleşiyor.
“Yapay Zekâ Bir Rakip Değil”
Randstad CEO’su Sander van ’t Noordende, yapay zekânın yanlış bir çerçevede tartışıldığını savunuyor. Noordende’ye göre yapay zekâ, insan emeğinin rakibi olarak değil, görevleri destekleyen ve insanın yapabileceği özgün katkıları daha görünür kılan bir araç olarak ele alınmalı.
CEO, asıl sorunun “yapay zekâ gerçeklik boşluğu” olduğunu vurguluyor. Ona göre şirketler yeni çalışma modellerine hızla geçerken, çalışanların önemli bir kısmı yapay zekânın kendi işlerine etkisini ya küçümsüyor ya da yalnızca şirket lehine bir araç olarak görüyor. Bu algı farkı, çalışanları hem kariyerleri hem de kuruma sundukları değer açısından savunmasız bırakıyor.
Küresel Etki ve Sosyal Risk Uyarıları
Araştırma yalnızca Birleşik Krallık’la sınırlı değil. Küresel ölçekte çalışanların beşte dördü, yapay zekânın günlük iş görevlerini etkileyeceğine inanıyor. Ayrıca yapay zekâ ajanı becerileri gerektiren iş ilanlarının, son bir yılda yüzde 1.587 oranında arttığı belirtiliyor. Bu veri, iş gücü piyasasında aranan yetkinliklerin ne kadar hızlı değiştiğini ortaya koyuyor.

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Jamie Dimon ise daha sert bir uyarıda bulundu. JP Morgan CEO’su Dimon, yapay zekâ nedeniyle işini kaybeden çalışanlara destek verilmemesi halinde “toplumsal huzursuzluk” riskinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu açıklama, yapay zekânın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele haline geldiğini bir kez daha gösterdi.
Gelecek Kaygı ile Fırsat Arasında
Ortaya çıkan tablo, yapay zekânın iş dünyasında geri dönülmez bir dönüşüm yarattığını ortaya koyuyor. Bir yandan üretkenlik artışı ve yeni iş alanları gündeme gelirken, diğer yandan çalışanlar özellikle iş güvencesi konusunda ciddi kaygılar taşıyor. Uzmanlara göre bu sürecin sağlıklı yönetilebilmesi için şirketlerin, çalışanlarını sürece daha şeffaf biçimde dahil etmesi ve yeniden beceri kazandırma programlarına ağırlık vermesi kritik önem taşıyor.
