Son günlerde küresel iklim gündeminde sıkça duyulan bir ifade dikkat çekiyor: “Süper” hatta “Godzilla” El Nino. Bu dramatik tanımlamalar, özellikle sosyal medyada ve haber başlıklarında hızla yayılırken, milyonlarca insanı da olası bir iklim felaketine karşı endişelendirmiş durumda. Ancak bilim insanlarına göre tablo bu kadar net değil. Hatta bazı uzmanlar, kullanılan bu çarpıcı ifadelerin gerçeği yansıtmaktan çok uzak olduğunu vurguluyor.
El Nino Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?
Öncelikle, El Nino, Pasifik Okyanusu’ndaki yüzey sularının normalden daha sıcak hale gelmesiyle ortaya çıkan doğal bir iklim olayı olarak tanımlanıyor. Bu süreç, küresel ölçekte hava sistemlerini etkileyerek bazı bölgelerde kuraklığa, bazı bölgelerde ise aşırı yağışlara yol açabiliyor.
Bunun karşıtı olan La Nina ise daha soğuk deniz yüzeyi sıcaklıklarıyla ilişkilendiriliyor. Bu iki olay, birlikte ENSO (El Nino Güney Salınımı) olarak bilinen döngünün parçaları olarak kabul ediliyor.

“Süper El Nino” Söylemi Nereden Çıktı?
Bununla birlikte, son haftalarda özellikle ABD İklim Tahmin Merkezi’nin yaptığı açıklamalar, tartışmayı daha da büyüttü. Kurum, 2026’nın ilerleyen aylarında bir El Nino gelişme ihtimalini yüzde 61 olarak açıklarken, “çok güçlü” bir olay ihtimalini de yaklaşık yüzde 25 olarak değerlendirdi.
Ancak burada kritik bir detay var: Bu tahminler kesinlik değil, olasılık içeriyor. Yani beklenen senaryo gerçekleşmeyebilir.
Bilim İnsanları: “Godzilla” Tanımı Abartılı
Öte yandan, iklim bilimciler, “Godzilla El Nino” gibi ifadelerin bilimsel bir karşılığı olmadığını açıkça dile getiriyor. Melbourne Üniversitesi’nden Dr. Kimberley Reid, bu terimi doğrudan “saçma” olarak nitelendiriyor.
Reid’e göre bu tür ifadeler, özellikle çiftçiler gibi doğrudan etkilenecek kesimler üzerinde gereksiz panik yaratabiliyor.
Etkiler Her Bölgede Aynı Olmuyor
Ayrıca, El Nino etkileri, dünyanın her yerinde aynı şekilde hissedilmiyor. Örneğin:
- Avustralya ve Endonezya gibi bölgelerde kuraklık riski artıyor
- Güney Amerika’nın batı kıyılarında ise yoğun yağış ve sel görülebiliyor
- Hindistan’da muson yağmurları zayıflayabiliyor
Bu farklılık, El Nino’nun etkilerini tahmin etmeyi daha da zorlaştırıyor.

Tahminler Neden Bu Kadar Belirsiz?
Bununla birlikte, iklim modelleri her ne kadar gelişmiş olsa da El Nino tahminleri, hâlâ önemli belirsizlikler içeriyor. Özellikle rüzgar sistemleri gibi değişken faktörler, olayın gücünü ve etkisini büyük ölçüde değiştirebiliyor.
Geçmişte de benzer durumlar yaşandı. Örneğin 2017’de güçlü bir El Nino beklenirken, bunun yerine La Nina gelişmişti.
“Tahmin Edilebilirlik Bariyeri” Gerçeği
Öte yandan, bilim dünyasında bu belirsizlik için özel bir kavram bile bulunuyor: “ilkbahar tahmin edilebilirlik bariyeri.” Bu dönem, El Nino gibi olayların doğru tahmin edilmesinin en zor olduğu zaman dilimi olarak biliniyor.
Uzmanlara göre Mart ve Nisan aylarında yapılan tahminler, ne kadar güçlü görünürse görünsün temkinli karşılanmalı.

Panik İçin Erken, Takip İçin Kritik Dönem
Son olarak, ortaya çıkan tablo oldukça net: El Nino’nun geri dönme ihtimali güçlü olsa da bunun “süper” ya da “felaket boyutunda” olacağı kesin değil. Bilim insanları, kesin yargılara varmadan önce Mayıs ve Haziran aylarında yapılacak güncellenmiş tahminlerin beklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Dolayısıyla, küresel iklim açısından dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiliyor olsa da, mevcut verilerle bir “iklim felaketi” senaryosu çizmek için henüz erken.
Kaynak: BBC

