Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Adile Naşit’in hayatını konu alan film vizyona girdikten sonra Yeşilçam’ın birçok efsane ismi yeniden gündeme taşındı. Yönetmen koltuğunda Çağan Irmak’ın oturduğu yapım, yalnızca Adile Naşit’in sanat yolculuğunu değil, aynı zamanda dönemin tiyatro ve sinema dünyasında iz bırakan isimleri de yeniden hatırlattı.

Bu isimlerin başında ise uzun yıllar boyunca sahnelerde ve beyaz perdede unutulmaz performanslara imza atan Şevkiye May geliyor. Film sonrası özellikle genç izleyiciler “Şevkiye May kimdir?” sorusunun yanıtını araştırmaya başladı.
Yeşilçam’ın emektar oyuncularından biri olan sanatçının hayat hikâyesi ise başarı kadar hüzün de barındırıyor.

Sanatın İçinde Doğan Bir İsimdi
1915 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Şevkiye May, sanatla iç içe bir ailede büyüdü. Annesi dönemin ünlü kantocularından Mari Ferah Hanım, babası ise Türk tiyatrosunun önemli komedyenlerinden Komik Şevki Bey’di.
Henüz dört yaşındayken babasını kaybeden May, çocuk yaşta hayatın sert yüzüyle tanıştı. Ancak yaşadığı bu büyük kayıp onu sahneden uzaklaştırmadı. Aksine sanat, onun için bir yaşam biçimine dönüştü.
Küçük yaşlardan itibaren tiyatro kulislerinde büyüyen Şevkiye May, sahne dünyasına çok erken adım attı.

Profesyonel Kariyeri Çok Genç Yaşta Başladı
Şevkiye May’ın profesyonel oyunculuk kariyeri 1927 yılında başladı. Cemal Sahir Topluluğu bünyesinde sahneye çıkan sanatçı, kısa sürede dikkat çekmeyi başardı.
Macar besteci İmre Kalman’ın ünlü opereti “Kontes Mariça” ile seyirci karşısına çıkan May, enerjisi ve sahne hakimiyeti sayesinde dönemin önemli tiyatro topluluklarının ilgisini çekti.
Bir yıl sonra Süreyya Opereti kadrosuna dahil olan oyuncu, Muhlis Sabahattin’in eserlerinde rol almaya başladı. Özellikle operet sahnesindeki performanslarıyla dönemin en dikkat çeken kadın oyuncuları arasında gösteriliyordu.

Atina Turnesi Kariyerinde Dönüm Noktası Oldu
1931 yılında çıktığı Atina turnesi, Şevkiye May’ın kariyerindeki en önemli dönemeçlerden biri oldu. “Halime” operetindeki performansı büyük ilgi gördü ve sanatçı aylar boyunca sahnede kaldı.
Bu süreç, onun yalnızca Türkiye’de değil yurtdışında da tanınmasını sağladı.
Ardından Muhlis’in Çocukları, Ses Opereti ve Raşit Rıza Topluluğu gibi dönemin önemli ekiplerinde sahne alan Şevkiye May, tiyatro dünyasının vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi.
1933 ile 1952 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde sayısız oyunda rol aldı.
Özellikle:
- Lüküs Hayat,
- Deli Dolu,
- Peer Gynt
gibi yapımlardaki performansları tiyatro tarihine geçen işler arasında gösterildi.
Beyaz Perdeye “Cici Berber” İle Adım Attı
Tiyatro sahnesindeki başarısını sinemaya da taşıyan Şevkiye May, ilk kez 1933 yılında kamera karşısına geçti.
Muhsin Ertuğrul ve Nâzım Hikmet imzalı “Cici Berber” filmiyle beyaz perdeye adım atan sanatçı, kısa sürede Yeşilçam’ın sevilen karakter oyuncularından biri oldu.
Daha sonra:
- Aynaroz Kadısı,
- Tosun Paşa,
- Üçüncü Selim’in Gözdesi
gibi dönemin ses getiren filmlerinde rol aldı.
Özellikle yardımcı karakterlere kattığı doğal enerji ve güçlü oyunculuk dili sayesinde geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

Hayatının Sonu Büyük Hüzünle Bitti
1963 yılında yeniden Şehir Tiyatroları’na dönen sanatçı, uzun yıllara yayılan kariyerini başarıyla sürdürdü. 1972 yılında ise sanat yaşamının 41’inci yılı büyük bir organizasyonla kutlandı.
Ancak bu görkemli kariyerin finali ne yazık ki hüzünlü oldu.
1973 yılında yaşamını yitiren Şevkiye May, ardında Türk tiyatro ve sinema tarihine kazınan onlarca unutulmaz eser bıraktı.
Bugün hâlâ Yeşilçam’ın emektar kadın oyuncuları arasında özel bir yerde anılan sanatçı, özellikle sahne disiplini ve doğal oyunculuğuyla yeni nesil tiyatrocular için önemli bir örnek olarak görülüyor.


Adile Naşit Filmiyle Yeniden Hatırlandı
Çağan Irmak’ın yönettiği Adile Naşit filmi, yalnızca büyük sanatçının hayatını anlatmakla kalmadı; aynı zamanda Yeşilçam’ın unutulmaya yüz tutmuş birçok değerli ismini yeniden gündeme taşıdı.

Şevkiye May da bu isimlerden biri oldu.
Film sonrası sosyal medyada sanatçının eski fotoğrafları, tiyatro afişleri ve film sahneleri yeniden paylaşılmaya başlandı. Özellikle genç kuşak izleyiciler, Türk tiyatrosunun geçmişine dair daha fazla araştırma yapmaya başladı.
Yeşilçam’ın perde arkasındaki emekçi sanatçılarından biri olan Şevkiye May’ın hikâyesi, bugün hâlâ sanat dünyasının en özel yaşam öykülerinden biri olarak görülüyor.
Kaynak: Kanal 46

