Bugün çöllerle kaplı olan Sahra Çölü, yaklaşık 7000 yıl önce yeşil ve bereketli bir coğrafyaydı. Hipopotamlar, fil ve zebra gibi hayvanların dolaştığı, göllerle ve nehirlerle dolu bir savan olan bu bölge, avcı-toplayıcıların ve erken hayvan yetiştiricilerinin yaşam alanıydı. Ancak bu insan topluluklarının kim oldukları ve nereye gittikleri uzun yıllar boyunca gizemini korudu.

Artık bu sır perdesi aralanıyor. Libya’nın güneyindeki bir kaya sığınağında bulunan iki kadına ait doğal mumyalar, Sahra’dan elde edilen ilk antik DNA örnekleri sayesinde bilim insanlarına eşsiz bilgiler sundu. Nature dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu kadınlar, daha önce bilinmeyen ve hem sub-Sahra Afrikası hem de Levant halklarından bağımsız bir insan grubuna aitti.
Sahra’da Kayıp Bir Soy
Oxford Üniversitesi arkeologlarından Peter Mitchell, “Bu, Sahra’dan elde edilen ilk antik insan genomu. Son derece heyecan verici,” diyerek keşfin önemine dikkat çekti. Araştırmaya dahil olmayan genetikçi Eugenia D’Atanasio ise “Bu kadar izole bir popülasyon beklemiyordum” diyerek bulgunun sürpriz niteliğini vurguladı.
Takarkori Kaya Sığınağında Keşif
2003-2006 yılları arasında, Takarkori adı verilen kaya sığınağında yapılan kazılarda, 15 kadın ve çocuğa ait iskeletler ortaya çıkarıldı. Bunlar arasında yer alan ve yaklaşık 5000 yıl önce hayatını kaybeden iki kadının kalıntıları, kurak çöl ortamında doğal olarak mumyalanmış ve DNA açısından şaşırtıcı derecede iyi korunmuştu.
DNA analizleri, bu kadınların soyunun, ne sub-Sahra Afrika topluluklarıyla ne de Levant gibi kuzeydeki bölgelerle genetik açıdan bağlantılı olmadığını ortaya koydu. Dahası, bu bireylerin DNA’larında modern insanlar gibi Neandertal gen karışımı da neredeyse hiç yoktu. Oysa günümüz insanlarında bu oran 10 kat daha yüksek.
Avrupa’ya Göç Eden İlk İnsanların İzleri
Kadınların mitokondriyal DNA analizleri, soylarının, binlerce yıl önce Avrupa’ya göç eden ilk insan gruplarına dayandığını ortaya koydu. Ancak bu topluluk, günümüzde hem Afrika’da hem de Avrupa’da artık bulunmayan, tamamen kaybolmuş bir soy hattını temsil ediyor.
Neden İzole Kaldılar?
Takarkori bölgesinde bulunan çanak çömlekler ve kaya resimleri, bölgenin çevresiyle kültürel temas içinde olduğunu gösteriyor. Ancak genetik bulgular, bu temasların nüfus değişimine yol açmadığını, yani bölgenin bir “insan göç koridoru” değil, daha çok teknolojik ve kültürel bilgi transferi alanı olduğunu ortaya koydu.
Araştırma ekibinden Savino di Lernia, “Hayvanlar ve fikirler geçti, ama insanlar değişmedi,” diyerek bu durumu özetledi.
Eksik Parçalar ve Zor Koşullar
Araştırmacılar, bu iki bireyden elde edilen DNA’nın heyecan verici olsa da tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Siyasi karışıklıklar ve güvenlik sorunları nedeniyle Sahra’da daha fazla kazı ve analiz yapılamıyor. Peter Mitchell, “Bu sadece başlangıç. Daha fazla DNA bulabilsek tablo çok daha karmaşık olabilir,” dedi.
Yeşil Sahra: Kısa Süreli Bir Cennet
Bu keşif, Sahra’nın bir zamanlar insan yerleşimi ve hayvancılık açısından ne kadar zengin bir bölge olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ancak bölge, yaklaşık 5000 yıl önce iklim değişikliği nedeniyle yeniden çölleştikten sonra, burada yaşamış kadim halklar da tarihe karıştı.