ABD Başkanı Donald Trump, ticaret gündemini yeniden sarsmaya hazırlanıyor. Trump, “Liberation Day” (Kurtuluş Günü) adını verdiği plan kapsamında geniş kapsamlı yeni gümrük vergileri açıklayacak. Trump, bu vergilerin hem gelir getireceğini hem de yerli üretimi teşvik edeceğini savunuyor. Ancak bu adım, küresel piyasalarda şimdiden büyük bir endişeye yol açtı.
Gümrük Vergisi (Tarife) Nedir?
Gümrük vergileri, bir ülkenin ithal edilen mallar üzerinden uyguladığı sınırlayıcı vergilerdir. İthalatçılar, ürün ülkeye giriş yaparken bu vergiyi gümrük idaresine ödemekle yükümlüdür. Genellikle ürünün piyasa değerinin belirli bir yüzdesi olarak hesaplanır. Örneğin, %10’luk bir tarife ile 100 dolarlık bir ürün için 10 dolar vergi ödenir.
Sadece bitmiş ürünlere değil, ham madde ve bileşenlere de uygulanan bu vergiler, özellikle karmaşık küresel tedarik zincirlerinde üretim maliyetlerini ciddi şekilde artırır. Örneğin, bir otomobilin motoru veya transmisyonu, ABD-Kanada ve ABD-Meksika sınırlarını yedi-sekiz kez geçebilir. Bu da, her geçişte tarife maliyetini artırır.
ABD bankası JP Morgan‘a göre, %25’lik bir tarife uygulaması yeni bir otomobilin fiyatını ortalama 4.000 dolar yükseltebilir. Bu nedenle, gümrük vergileri, genellikle tüketicilere yansıyan dolaylı bir vergi etkisi yaratır.
Trump’ın Stratejisi Ne?
ABD, yıllık 3 trilyon dolarlık ithalatla dünyanın en büyük mal ithalatçısı konumunda. Ancak, aynı zamanda yaklaşık 1 trilyon dolarlık dış ticaret açığına sahip. Trump, bu açığı ABD’nin zayıflığı olarak görüyor ve özellikle Çin, Avrupa Birliği, Meksika ve Kanada gibi ticaret ortaklarını “adil olmayan” ticaret uygulamalarıyla suçluyor.
Trump, gümrük vergilerini yalnızca bir gelir kaynağı olarak değil, aynı zamanda pazarlık aracı olarak da kullanıyor. Fakat uzmanlara göre, bu tür vergilerin bütçeye düzenli gelir sağlaması için kalıcı ve öngörülebilir olması gerekir. Sık sık tehdit ve müzakere amacıyla kullanılan tarifelerin uzun vadeli gelir etkisi zayıf kalır.
Küresel Ekonomiye Olası Etkileri
Yeni vergiler, doğrudan Amerikan tüketicilerinin yaşam maliyetlerini artırabilir. Bununla birlikte, küresel ticaret sistemine zarar vererek, küresel büyümeyi ve istihdamı tehdit edebilir. OECD, ABD ve ticaret ortaklarının tarifeleri %10 artırması durumunda, üç yıl içinde küresel üretimin %0,3 azalacağını, küresel enflasyonun ise ortalama %0,4 yükseleceğini öngörüyor.
Zaten, sadece Trump’ın tehditleri bile dünya genelinde piyasaları sarsmış, yatırım ve tüketim iştahını zayıflatmış durumda. Ayrıca, yükselen borç yükü altında ezilen birçok ülke için yeni bir ekonomik baskı kaynağı oluşturuyor.
Bu Yöntem Yeni mi?
Ticaret bariyerleri, yüzlerce yıldır küresel ekonominin bir parçası. Tarihte savaşlara ve devrimlere bile yol açtılar. Ancak son 30 yılda, küreselleşme ile birlikte, bu engeller giderek azaltılmıştı. Trump ise, ilk başkanlık döneminden bu yana, gümrük vergilerini ticaret politikasının merkezine taşıdı.
Çoğu ekonomiste göre, küresel ticaretin serbestleşmesi, dünya genelinde yoksulluğun azalmasına ve yaşam standartlarının artmasına katkı sağladı. Ancak aynı zamanda, sanayinin zayıflaması, çevresel sorunlar ve adaletsiz tedarik zincirleri gibi ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
En Çok Kim Etkilenecek?
ABD ekonomisi bile bu politikadan zarar görebilir. OECD’ye göre, ABD’nin milli geliri %0,7 azalabilir. Ayrıca, Kanada ve Meksika gibi ABD’nin en büyük ticaret ortakları da derinden etkilenecek.
Trump’ın hedefinde özellikle “Dirty 15” olarak adlandırılan ve ABD’nin dış ticaret açığının %75’ini oluşturan ülkeler var. Bunların başında Çin (2024’te 295 milyar dolar açık) ve Avrupa Birliği (235 milyar dolar açık) geliyor.
Trump ayrıca, Avrupa’daki KDV uygulamalarını da adaletsiz buluyor. Çünkü ABD, ithalatlarda benzer bir federal vergi uygulamıyor. Ancak uzmanlar, KDV’nin hem yerli hem ithal ürünlere uygulandığını hatırlatıyor.