Hollywood’un en ikonik yapımlarından biri yeniden gündemde. 1961 yapımı kült klasik Breakfast At Tiffany’s’in çekim süreci beyazperdeye taşınıyor. Üstelik projede başrolü, modern romantik komedilerin yıldızı Lily Collins üstleniyor. Collins, filmde efsane isim Audrey Hepburn’ü canlandıracak.
Bu gelişme, yalnızca bir biyografi haberi değil; aynı zamanda sinema tarihinin en stilize dönemlerinden birine açılan kapı anlamına geliyor. Üstelik Collins, projede yalnızca oyuncu olarak değil, yapımcı kimliğiyle de yer alacak.

Efsanenin Kamera Arkası İlk Kez Bu Kadar Detaylı Anlatılacak
Yeni film, Sam Wasson’ın kaleme aldığı “Fifth Avenue, 5 A.M.: Audrey Hepburn, Breakfast at Tiffany’s and the Dawn of the Modern Woman” adlı kitaptan uyarlanıyor. Yapım, romantik komedinin kamera arkasındaki kaotik hazırlık sürecini ve sette yaşanan dramatik anları merkeze alacak.
Özellikle Truman Capote’nin Holly Golightly rolü için Marilyn Monroe’yu istemesi ve Paramount’un tercihini Hepburn’den yana kullanması, dönemin en büyük gerilimlerinden biri olarak aktarılacak. Capote’nin bu kararı “ihanet” olarak değerlendirdiği biliniyor.
Bununla birlikte, filmin ikonik açılış sahnesi çekilirken Tiffany & Co. mağazası önünde yaşandığı öne sürülen tehlikeli olay da hikâyenin dramatik noktalarından biri olacak.

Yaratıcı Ekip Dikkat Çekiyor
Senaryoyu, Apple TV yapımı Dickinson dizisinin yaratıcısı olarak tanınan Alena Smith kaleme alacak. Yönetmen koltuğunda kimin oturacağı ise henüz açıklanmadı.
Filmde yalnızca Audrey Hepburn değil; Truman Capote, yönetmen Blake Edwards ve efsane kostüm tasarımcısı Edith Head gibi isimler de karakter olarak yer alacak. Ancak bu rolleri kimin canlandıracağı şimdilik gizemini koruyor.
Bu tercih, projeyi klasik bir biyografi filminden çıkarıp çok katmanlı bir dönem anlatısına dönüştürüyor.

Lily Collins İçin Kariyer Dönüm Noktası
En çok Netflix dizisi Emily In Paris ile tanınan Lily Collins, bu rolle kariyerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Audrey Hepburn gibi zamansız bir ikonun canlandırılması, yalnızca oyunculuk değil; zarafet, stil ve ruh aktarımı gerektiriyor.
Collins, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada projeye yaklaşık 10 yıldır hazırlandığını ve Hepburn’e duyduğu hayranlığın çocukluk yıllarına dayandığını belirtti. Bu açıklama, rolün yüzeysel bir tercihten çok, uzun soluklu bir tutkunun sonucu olduğunu gösteriyor.
Daha önce To The Bone, Love Rosie ve David Fincher imzalı Mank gibi projelerde yer alan oyuncu, şimdi Hollywood’un en büyük kadın ikonlarından birini canlandırarak farklı bir kulvara adım atıyor.

Modern Kadının Doğuşu Yeniden Yorumlanacak
Breakfast At Tiffany’s, yalnızca bir romantik komedi değil; aynı zamanda modern kadın imgesinin popüler kültürdeki dönüşümünü simgeleyen bir yapımdı. Yeni film ise bu dönüşümün perde arkasına odaklanacak.
Dolayısıyla anlatı, yalnızca bir set hikâyesi değil; 1960’ların değişen toplumsal dinamiklerini ve Hollywood’un yıldız sistemini de irdeleyecek. Bu açıdan bakıldığında, proje nostaljik bir biyografi olmaktan çok daha fazlasını vaat ediyor.
Henüz vizyon tarihi açıklanmasa da, Hollywood kulislerinde şimdiden büyük bir merak oluşmuş durumda.
Kaynak: Hollywood Reporter
