İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından Yerebatan Sarnıcı ile ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İBB bünyesinde bulunan sarnıç dahil olmak üzere toplam 1191 taşınmaz, Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildi. Bu karar, hem kamuoyunda hem de kültürel miras yönetimi açısından önemli bir tartışmanın kapısını araladı.
1191 Taşınmaz İçin Toplu Devir
Açıklamaya göre süreç yalnızca Yerebatan Sarnıcı ile sınırlı değil. Türkiye genelinde çok sayıda taşınmaz, vakıf kökenli oldukları gerekçesiyle yeniden vakıflar adına kaydedildi.

Bu kapsamda:
- Belediyelere ait mülkler
- Hazine taşınmazları
- Kamu kurumlarına bağlı yapılar
vakıf kayıtlarına geçirilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimine devredildi.
“Vakıf Malları Ait Olduğu Yere Dönüyor”
Kurum tarafından yapılan açıklamada, sürecin temel gerekçesi net bir şekilde ortaya kondu. Buna göre vakıf kökenli yapıların zaman içinde farklı kurumların mülkiyetine geçtiği, ancak ilgili mevzuat gereği bu yapıların yeniden vakıflar adına tescil edilmesi gerektiği belirtildi.
Açıklamada özellikle “vakıf malları ait olduğu yere dönüyor” ifadesi öne çıktı. Bu yaklaşım, sürecin hukuki ve tarihsel bir çerçevede yürütüldüğü vurgusunu güçlendirdi.
Sadece İstanbul Değil: Türkiye Geneline Yayılan Süreç
Öte yandan uygulamanın yalnızca İstanbul’la sınırlı olmadığı da açıklandı. Başta İstanbul olmak üzere Bursa, İzmir ve Konya gibi şehirlerde bulunan birçok taşınmaz bu kapsamda değerlendirildi.
Dikkat çeken yapılar arasında:
- Galata Kulesi
- Pera Palas Otel
- Selimiye Kışlası
- Adile Sultan Sarayı
gibi önemli kültürel miraslar da yer aldı.
Bu durum, sürecin kapsamının oldukça geniş olduğunu ortaya koydu.
Hukuki Dayanak: 5737 Sayılı Kanun
Yetkililer, yapılan işlemlerin tamamen 5737 sayılı Vakıflar Kanunu çerçevesinde yürütüldüğünü vurguladı. Bu kanuna göre vakıf yoluyla ortaya çıkan veya vakıf katkısıyla inşa edilen yapıların, ilgili vakıflar adına tescil edilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla süreç, mülkiyet değişimi gibi görünse de aslında hukuki bir “iade” mekanizması olarak tanımlanıyor.

“Tamamen Hukuki Zeminde”
Sinan Aksu da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, işlemlerin tamamen hukuki çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.
Aksu, özellikle sahipsiz veya yöneticisi bulunmayan vakıfların haklarının korunmasının kurumun temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Ayrıca süreçte herhangi bir kurum ya da şehir ayrımı yapılmadığının altını çizdi.
Amaç: Koruma Ve Geleceğe Aktarım
Yapılan açıklamalarda dikkat çeken bir diğer nokta ise sürecin amacına ilişkin oldu. Yetkililere göre bu adımların temel hedefi:
- Tarihi eserlerin korunması
- Vakfedenlerin iradesinin yaşatılması
- Kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması
olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle uygulamanın yalnızca idari değil; aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olarak ele alındığı ifade ediliyor.
Tartışmaların Odağında Yerebatan Sarnıcı
Ancak tüm bu açıklamalara rağmen, özellikle Yerebatan Sarnıcı gibi sembol yapılar üzerinden yürüyen tartışmaların önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.
Çünkü bu tür yapılar yalnızca bir mülk değil; aynı zamanda şehir kimliğinin ve turizmin en önemli parçaları arasında yer alıyor.
Türkiye Genelinde Yeni Bir Dönem
Yaşanan bu gelişme, Türkiye’de vakıf kökenli eserlerin yönetimi konusunda yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerdeki tarihi yapıların statüsünde yaşanacak değişimler, önümüzdeki süreçte daha fazla gündeme gelebilir.
Kaynak: T24
