Psycho Killer filmi, uzun yıllar boyunca geliştirme sürecinde kalan projeler arasında anıldıktan sonra nihayet vizyona girdi. Ancak film, perdeye taşınmasıyla birlikte merak uyandırsa da, ortaya koyduğu anlatı bakımından beklentileri karşılayamadı. Üstelik yapımın arkasında, kült kabul edilen bir seri katil anlatısının senaristi bulunmasına rağmen, ortaya çıkan tablo izleyiciyi tatmin etmekte zorlanıyor. Buna rağmen film, yalnızca gecikmiş olmasıyla değil; aynı zamanda iddiası yüksek olup etkisi sınırlı kalan yapısıyla tartışma yarattı.
Bununla birlikte, sinema endüstrisinde yıllarca rafa kaldırılan projelerin nihayet hayata geçirilmesi her zaman olumlu bir sürpriz sunmuyor. Tam tersine, Psycho Killer filmi örneğinde olduğu gibi, zamanın gerisinde kalan fikirler güncel izleyici alışkanlıklarıyla örtüşmeyebiliyor. Dolayısıyla bu gecikmeli vizyon, “Neden şimdi?” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Şeytani Seri Katil Teması Klişelerden Kurtulamıyor
Filmin merkezinde yer alan şeytani seri katil teması, ilk bakışta gerilim vaadi taşıyor. Ancak anlatı ilerledikçe bu vaadin büyük ölçüde karşılıksız kaldığı görülüyor. Çünkü hikâye, satanik semboller ve ülke çapına yayılan cinayetler üzerinden gerilim kurmaya çalışsa da, karakter derinliği konusunda zayıf kalıyor. Buna ek olarak, olay örgüsü tahmin edilebilir bir çizgide ilerlediği için izleyiciyi diri tutacak sürprizler üretemiyor.
Öte yandan, şeytani seri katil figürünün psikolojik boyutu yeterince işlenmediğinden, karakter yalnızca yüzeysel bir tehdit unsuru olarak kalıyor. Bu nedenle film, suç anlatısı ile korku anlatısı arasında kararsız bir yerde konumlanıyor. Böylelikle hem polisiye ritmi yakalayamıyor hem de korku atmosferini inşa etmekte yetersiz kalıyor.
Korku Gerilim Türünde Denge Sorunu
Korku gerilim türü, izleyiciyi sürekli tetikte tutacak bir tempo gerektiriyor. Ancak film, bu dengeyi kurmakta zorlanıyor. Bir yandan polisiye unsurlar ön plana çıkarılırken, diğer yandan korku öğeleri yeterince güçlü biçimde işlenmiyor. Dolayısıyla ortaya, iki tür arasında sıkışıp kalan bir anlatı çıkıyor. Buna bağlı olarak izleyici, filmin ne olmak istediğini tam olarak kestiremiyor.
Ayrıca karakterlerin motivasyonları da yeterince derinlik kazanmıyor. Bu nedenle dramatik gerilim, sahneler ilerledikçe zayıflıyor. Üstelik final bölümünde beklenen büyük çözülmenin etkisiz kalması, filmin inşa etmeye çalıştığı gizemi boşa düşürüyor. Böylece korku gerilim iddiası taşıyan yapım, gerilim yaratma konusunda tutarlı bir çizgi yakalayamıyor.
Gecikmiş Vizyonun Yarattığı Zaman Uyumsuzluğu
Psycho Killer filminin uzun yıllar geliştirme sürecinde kalması, anlatının ruhuna da yansımış durumda. Çünkü hikâye, günümüz izleyicisinin beklentilerine kıyasla eski bir anlatı dili taşıyor. Buna rağmen, film güncel bir atmosfer kurmaya çalışıyor. Ancak bu iki yaklaşım arasındaki uyumsuzluk, anlatının inandırıcılığını zedeliyor. Sonuç olarak izleyici, dönemi belirsiz, ton olarak kararsız bir yapımla karşı karşıya kalıyor.
Buna ek olarak, sinema salonlarının izleyici çekmekte zorlandığı bir dönemde böyle bir filmin geniş dağıtımla vizyona girmesi de soru işaretleri doğuruyor. Çünkü Psycho Killer filmi, tür meraklıları için dahi güçlü bir çekim noktası sunmakta zorlanıyor. Dolayısıyla yapım, gecikmiş vizyonunun bedelini güncel rekabet ortamında daha ağır biçimde ödüyor.
Geliştirme Sürecinden Çıkıp Gelen Hayal Kırıklığı
Uzun süren geliştirme süreçleri, projelere gizemli bir beklenti yükler. Ancak Psycho Killer filmi, bu beklentiyi karşılayacak bir yenilik ortaya koyamıyor. Aksine, film boyunca izleyici, “Bu hikâye neden yıllarca bekletildi?” sorusunu sormaya devam ediyor. Çünkü anlatı, sıradan bir B filmi tadında ilerliyor. Buna rağmen yapım, büyük bir stüdyo dağıtımıyla vizyona girdiği için beklenti çıtasını daha da yükseltiyor.
Sonuç olarak, film teknik açıdan büyük bir facia sayılmasa da, anlatı bakımından etkisiz kalıyor. Dolayısıyla korku gerilim türü içinde kalıcı bir iz bırakması zor görünüyor. Bu durum, geliştirme sürecinde kalan projelerin her zaman güçlü bir geri dönüş yapamayacağını bir kez daha hatırlatıyor.
Kaynak: Guardian
