2013 yılında başlayan ve televizyon tarihinin en güçlü yapımlarından biri haline gelen Peaky Blinders, uzun soluklu yolculuğunu final filmiyle tamamladı. Dizinin finali niteliğindeki The Immortal Man (Ölümsüz Adam), Netflix kütüphanesinde izleyiciyle buluştu.
Bununla birlikte yapım, yalnızca bir final değil; aynı zamanda Shelby ailesinin hikâyesini daha karanlık ve hesaplaşma dolu bir noktada sonlandırmayı hedefliyor. Başrolde yer alan Cillian Murphy, bir kez daha Tommy Shelby karakteriyle ekranlara döndü.

Tommy Shelby En Ağır Sınavıyla Karşı Karşıya
Film, II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde ilerleyen bir hikâyeyi merkezine alıyor. Sürgüne gitmeyi tercih eden Tommy Shelby, bu süreçte geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalırken; aynı zamanda ailesi ve ülkesi adına en zor kararlarını vermek durumunda kalıyor.
Ancak bu dönüş, yalnızca fiziksel bir geri dönüş değil. Aynı zamanda karakterin içsel çatışmalarının zirveye ulaştığı bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Böylece film, klasik bir suç hikâyesinden çok daha fazlasını sunmayı amaçlıyor.

Eleştirmenler Ve İzleyiciler İkiye Ayrıldı
Final filmi, yayınlanmasının ardından geniş yankı uyandırdı. Özellikle Rotten Tomatoes üzerinde yüzde 90 gibi yüksek bir beğeni oranına ulaşması dikkat çekti.
Buna rağmen izleyici yorumlarında belirgin bir bölünme ortaya çıktı. Bir kesim filmi “duygusal ve güçlü bir kapanış” olarak değerlendirirken; diğer kesim hikâyedeki bazı tercihlerin aceleye getirildiğini savundu.
Özellikle bazı izleyicilere göre film, bağımsız bir finalden çok dizinin uzatılmış bir bölümü hissi veriyor. Bu durum, final beklentisi yüksek olan izleyicilerde hayal kırıklığı yarattı.
Kadro Güçlü Ama Eksikler Tartışma Yarattı
Filmde Cillian Murphy’ye; Stephen Graham, Sophie Rundle ve Ned Dennehy gibi tanıdık isimler eşlik etti.
Bununla birlikte kadroya Rebecca Ferguson, Tim Roth ve Barry Keoghan gibi dikkat çeken oyuncular da dahil edildi.
Ancak güçlü oyuncu kadrosuna rağmen, bazı karakterlerin hikâyede yeterince yer bulamaması eleştirilerin odağı haline geldi.

Arthur Shelby Kararı Tepki Çekti
Final filminin en çok tartışılan noktalarından biri, dizinin kilit karakterlerinden Arthur Shelby’nin hikâyesi oldu. Karakterin filmde yer almaması ve senaryo gereği “ekran dışında” öldürülmesi, hayranların tepkisini çekti.
Senaryoya göre Arthur’un, bağımlılık süreci sonrası yaşadığı krizler ve kardeşiyle yaşadığı çatışma, hikâyenin en sert kırılma noktalarından birine dönüştü.
Bu gelişme, izleyiciler arasında “karaktere yakışmayan bir son” yorumlarının yapılmasına neden oldu.
Steven Knight’tan Tartışmalı Karara Savunma
Dizinin yaratıcısı Steven Knight, bu radikal kararın hikâyenin doğal akışından kaynaklandığını ifade etti.
Knight’a göre Tommy Shelby’nin affedemeyeceği bir eylemle yüzleşmesi gerekiyordu. Bu nedenle hikâye, karakterin en büyük sınavını kendi ailesi üzerinden kurmayı tercih etti.
Gerçek Hayattaki Gelişmeler Senaryoyu Etkilemiş Olabilir
Öte yandan Arthur Shelby karakterini canlandıran Paul Anderson’ın filmde yer almamasının arkasında farklı bir neden olduğu iddiaları gündeme geldi.
Oyuncunun geçmişte yaşadığı hukuki sorunların, yapım sürecini etkilediği öne sürülüyor. Bu durum, karakterin hikâyedeki konumunun değiştirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Bununla birlikte Anderson’ın sosyal medya üzerinden filme destek vermesi, tartışmaları tamamen sona erdirmedi.
Final Tartışmaları Uzun Süre Devam Edecek
Peaky Blinders evreni, final filmiyle kapanmış olsa da tartışmaların kolay kolay sona ermeyeceği görülüyor.
Bir yanda güçlü oyunculuklar ve atmosfer övülürken; diğer yanda hikâye tercihleri ve karakter kararları sorgulanmaya devam ediyor. Bu durum, dizinin finalinin uzun süre konuşulacağını açıkça ortaya koyuyor.
Kaynak: LadBible
