ChatGPT’nin 2022 sonunda piyasaya sürülmesinden bu yana, yapay zeka yalnızca üniversite öğrencileri ve ofis çalışanlarının değil, çocukların da günlük yaşamına girmeye başladı. Özellikle 13 yaş altındaki çocukların teknolojiyle buluşması, birçok ebeveyn ve öğretmen için önemli bir tartışma konusu haline geldi. Her ne kadar OpenAI, Google Gemini ve benzeri yapay zeka araçları 13 yaş sınırı kuralı getiriyor olsa da, birçok veli ve öğretmen bu sınırı esneterek çocukları için yapay zekayı kontrollü bir şekilde kullanıyor.
Bazı Aileler Yapay Zekayı Eğitici Bir Araç Olarak Görüyor
Birçok ebeveyn, çocuklarının yapay zekayı erken yaşta tanıyarak ileride okul ve iş hayatlarında daha donanımlı olacağına inanıyor. Örneğin, Florida’da yaşayan Matt, çocuklarının artık Google yerine “Baba, ChatGPT’ye soralım mı?” dediğini söylüyor. Çocuklarına doğrudan cevap vermek yerine yapay zekadan ipuçları almalarını sağladığını belirten Matt, böylece çocukların problem çözme becerilerini geliştirdiğini ifade ediyor.
Başka bir veli olan Graham, evde ve arabada sesli yapay zeka asistanları kullandıklarını ve çocuklarına gerçek ile yanlış bilgi arasındaki farkı öğrettiklerini söylüyor. Oğlu, yapay zekanın yanlış bilgi verdiği bir konuda yapay zekayı bizzat düzelttiğinde, bu durumun eğitimde etkili bir deneyime dönüştüğünü anlatıyor.
Yapay Zeka ile Sorgulama ve Üretme Öğreniliyor
Bazı aileler ise yapay zekayı sadece bilgi almak için değil, yaratıcılığı artırmak amacıyla kullanıyor. Nate adlı bir baba, üç yaşındaki çocuğu ile kuş sesleri ve bitki türlerini tanımak için yapay zeka uygulamalarını tercih ettiğini, ardından birlikte hikayeler ve oyunlar geliştirdiklerini belirtiyor. Böylece yapay zekanın sadece bilgi değil, hayal gücünü de tetikleyen bir araç olabileceğini vurguluyor.
Benzer şekilde David isimli bir yazılımcı, çocuklarıyla yapay zekayı kullanarak absürt haberler ve podcast’ler üretiyor. Ardından çocuklara “Bu gerçekten oldu mu?” diye sorarak, yapay zekanın üretebileceği sahte içeriklere karşı sorgulayıcı bir tutum kazandırmaya çalışıyor.
Bazı Öğretmenler Yapay Zekayı Müfredatlarına Dahil Etti
Eğitimciler de yapay zekanın potansiyelini fark etmiş durumda. İngiltere’de öğretmenlik yapan Angie, sınıfında çocuklara AI ile ürettikleri görseller üzerinden yazı yazdırıyor. Öğrenciler, betimlemeleri yapay zekaya vererek oluşturulan görseller üzerinden yazılarını geliştiriyor ve AI’ın eksiklerini bizzat gözlemleyerek daha eleştirel düşünüyor.
Yine Kanada’da öğretmenlik yapan Adam, öğrencilerine yapay zekadan doğrudan kompozisyon yazdırmak yerine, yazdıkları yazıların iyileştirilmesi için nasıl sorular soracaklarını öğretiyor. “AI bir öğretmen değil, bir yardımcıdır” diyerek, öğrencileri eleştirel düşünmeye teşvik ediyor.
Bazı Ebeveynler Yapay Zekadan Uzak Duruyor
Diğer yandan bazı ebeveynler, çocuklarını yapay zekadan uzak tutmayı tercih ediyor. Oxford’dan bir veli, beş yaşındaki çocuğuna yapay zeka tanıtmadığını, bunun yerine kendi cümlelerini kurup, kendi resimlerini çizebilmesini önemsediğini söylüyor. Bu veliler, yapay zekanın çocukların hayal gücünü köreltebileceği ve telif hakkı sorunları nedeniyle etik olarak da sorunlu bir teknoloji olduğunu savunuyor.
Benzer şekilde, Slovenya’da bir ebeveyn de çocuğuna ChatGPT gibi araçları bilmesine rağmen okulda veya günlük hayatta kullanmasına izin vermediğini belirtiyor. Çocuğunun öncelikle kendi zihinsel kapasitesini kullanarak gelişmesini istediğini ifade ediyor.
Ortak Endişe: Eleştirel Düşünme Kaybı
Tüm kullanıcılar arasında ortak bir görüş ise dikkat çekiyor: Çocuklara yapay zekanın mutlak doğru bilgi sunmadığı, sorgulanması ve doğrulanması gereken bir araç olduğu öğretilmeli. Hem ebeveynler hem de öğretmenler, AI ile tanışan çocukların mutlaka eleştirel düşünme ve doğrulama alışkanlığı kazanmaları gerektiğini savunuyor.
Yapay Zeka Çocuklar İçin Tehdit mi Fırsat mı?
New York Times, Guardian ve diğer uluslararası analizlerde de vurgulandığı gibi, yapay zekanın çocukların hayatına ne ölçüde ve nasıl dahil edileceği konusu tartışmalı. Ancak kaçınılmaz olan bir gerçek var: AI, sadece yetişkinlerin değil, artık çocukların da günlük rutinine girmiş durumda. Bu noktada, ebeveyn ve öğretmenlerin dengeyi nasıl kuracağı ise önümüzdeki yılların en önemli eğitim konularından biri olacak.