Sahada kupalar, vitrinde tarih, kasada ise derin bir açık… FC Barcelona, futbol dünyasında eşi benzeri az görülen bir çelişkinin merkezinde bulunuyor. Bir yanda sportif başarılarını sürdürmeye çalışan bir dev kulüp, diğer yanda ise toplam 2,5 milyar euroyu bulan yükümlülükler. Bu tablo, Barcelona’yı yalnızca İspanya’nın değil, dünya futbol tarihinin en borçlu kulübü konumuna taşıyor.
Bu rakam, kulübün mali sorumluları tarafından doğrulanırken, tartışmanın odağında tek bir soru var: Bu borç sürdürülebilir mi? Yanıt ise yalnızca finansal verilerde değil, kulübün yönetim modeli, siyasi yapısı ve riskli stratejilerinde gizli.
Rekorlarla Gelen Karanlık Tablo
Yıllar boyunca yıldız futbolcularla dolu kadrolar kuran FC Barcelona, hem sportif başarılarıyla hem de marka değeriyle küresel futbolun en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bu parlak vitrinin arkasında, giderek ağırlaşan bir borç sarmalı büyüdü.
Kulübün toplam yükümlülükleri 2,5 milyar euroya ulaşmış durumda. Bu rakam, en büyük rakibi Real Madrid’in borcunun yaklaşık iki katı. Üstelik Barcelona yönetimi, borcun önemli bir kısmının “olağan faaliyetlerden ayrı” değerlendirilmesi gerektiğini savunsa da, finans dünyası bu ayrımı ikna edici bulmuyor.
Laporta Denge Kurmaya Çalışıyor
Kulüp Başkanı Joan Laporta, bu mali enkazın ortasında sportif rekabet gücünü korumaya çalışan isim. 28 kez lig şampiyonu olmuş bir kulübün, sahadaki iddiasını kaybetmemesi için büyük bir baskı altında hareket ediyor. Ancak Barcelona’nın yönetim yapısı, bu görevi klasik bir futbol kulübüne kıyasla çok daha karmaşık hale getiriyor.
Barcelona, yatırımcıların yönettiği bir şirket değil. Tıpkı Real Madrid gibi, kulüp “socio” adı verilen üyeler tarafından yönetiliyor. Yaklaşık 150 bin üye, beş yılda bir yapılan ve adeta siyasi kampanyaları andıran seçimlerle kulüp başkanını belirliyor. Bu yapı, yöneticileri kısa vadeli popüler kararlar almaya daha yatkın hale getiriyor.
Seçim Vaadi Olarak Harcama
Laporta, önümüzdeki dönemde yapılması beklenen başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı planlıyor. Kampanyasının merkezinde ise oldukça riskli bir tez var: “Harcayarak krizden çıkmak.” Bu yaklaşım doğrultusunda pahalı transferler yapıldı ve kulübün simgesi olan Camp Nou’nun kapsamlı yenileme süreci başlatıldı.
Ancak bu stratejinin bedeli ağır oldu. Yenileme çalışmaları uzadıkça, Barcelona bazı maçlarını yalnızca 6 bin kişilik küçük statlarda oynamak zorunda kaldı. Takım, Kasım ayında artık Spotify Camp Nou olarak anılan stadyuma geri döndü; fakat inşaat sorunları nedeniyle 105 bin kişilik kapasitenin yarısından azı kullanılabiliyor.
Borçların Kaynağı: Beton Ve Transferler
Barcelona’nın borcunun en büyük kalemi, stadyum yenilemesi için sağlanan 1,5 milyar euroluk uzun vadeli finansman. Bu projenin mevcut sezon başlamadan tamamlanması hedeflenmişti; ancak gecikmeler mali baskıyı artırdı. Kalan borçlar ise Laporta yönetiminin, “rekabetçi kalma” hedefiyle yaptığı yüksek maliyetli transferlerden kaynaklanıyor.
Laporta, 2022 yılında başkanlığa döndüğünde kulübü “teknik olarak iflas etmiş” olarak tanımlamıştı. Önceki yönetim döneminde zararların 500 milyon euroyu aştığı iddia edildi. Ancak bu rakamlar, eski yöneticiler tarafından sert biçimde tartışmalı bulunuyor.
Gelecek Gelirler Bugünden Satıldı
Krizin en tartışmalı adımlarından biri, kulübün gelecek gelirlerini bugünden satması oldu. Barcelona, yüz milyonlarca euro nakit yaratmak için ileride elde edeceği gelirlerin haklarını dış yatırımcılara devretti. Bu hamle, kısa vadede nefes aldırsa da uzun vadede kulübün hareket alanını daralttı.
Kulüp, yerel yayın gelirlerinin yüzde 25’ini, 25 yıl boyunca, Sixth Street adlı yatırım fonuna 667 milyon euro karşılığında devretti. Mevcut değerler korunursa, Barcelona bu süre boyunca yaklaşık 1 milyar euroyu bu fona aktarmış olacak.
Yetkililer, sözleşme süresi sonunda bu varlığın yeniden kulübe döneceğini savunuyor. Ancak dijital platformla ilgili başka bir anlaşmanın hukuki ihtilafa konu olduğu ve değerinin düşürüldüğü de mali kayıtlara yansıdı.
Sahada Başarı, Masada Belirsizlik
Tüm bu riskli adımlar, sahada karşılık buldu. Barcelona, Laporta’nın dönüşünden bu yana iki lig şampiyonluğu kazandı ve geçen sezon Şampiyonlar Ligi yarı finaline yükseldi. Mevcut sezonun yarısına gelinirken lig lideri konumunda bulunuyor.
Ancak sportif başarı, mali tablodaki belirsizliği ortadan kaldırmış değil. Kulübün harcamalarını sınırlayan en önemli unsur, LaLiga’nın katı mali kuralları oldu. Bu kurallar, oyuncu harcamalarının gelirlerle orantılı olmasını zorunlu kılıyor.
Denetimler, Cezalar Ve Muhalefet
Barcelona, mali tablolarını onaylatabilmek için sık sık denetçi değiştirdi. Kulüp, muhasebe uygulamaları nedeniyle Avrupa futbolunun yönetim organı tarafından cezalandırıldı ve Temmuz ayında milyonlarca euroluk para cezasına çarptırıldı. Laporta, bu cezanın “çok daha ağır olabileceğini” kabul etti.
Başkanlık için adaylığını açıklayan iş insanı Víctor Font, kulübün yalnızca finansal değil, kurumsal ve sosyal açıdan da ciddi sorunlar yaşadığını savunuyor. Font’a göre, Laporta’nın artık mazeret üretme dönemi sona erdi.
Gelir Gücü Yüksek, Baskı Daha Yüksek
Tüm olumsuz tabloya rağmen Barcelona, yılda yaklaşık 1 milyar euro gelir üretebilen nadir kulüplerden biri. Kulüp, stadyum faaliyetlerinden yıllık 350 milyon euro gelir bekliyor. Bu rakam, yenileme öncesi gelirin iki katından fazla ve Real Madrid dışında Avrupa’da neredeyse hiçbir kulübün ulaştığı bir seviye değil.
Ancak bu gelirin büyük bölümü, doğrudan stadyum borcunun ödenmesine gidecek. Aynı zamanda lig yönetimi, kulübün maaş bütçesini düşürmesi için baskıyı artırıyor. Barcelona ise yatırımcı desteğinden yoksun üye yapısı nedeniyle, rakipleriyle aynı mali esnekliğe sahip olmadığını savunuyor.
Barcelona’nın önünde zorlu bir yol var: Ya bu dev borç yükü altında sportif başarıyı sürdürmenin bedelini ödemeye devam edecek ya da kulübün kimliğini zorlayacak sert bir mali disipline girecek.
