2025 yılı, Avrupa’nın kültürel başkentlerinden biri olan Brüksel için oldukça özel geçiyor. Şehir, Art Deco akımının 100. yılı anısına yıl boyu sürecek bir dizi etkinlikle sanatseverleri ağırlamaya hazırlanıyor. Sergiler, açık hava yürüyüşleri, film gösterimleri ve uluslararası konferanslarla Brüksel, bu küresel sanat ve mimari akımın kalbi olmaya aday.
Villa Empain Yeniden Işıldıyor
Yılın en dikkat çeken yapılarından biri kuşkusuz Villa Empain. 1934’te Belçikalı iş insanı Louis Empain için inşa edilen bu Art Deco başyapıtı, yıllar süren ihmalin ardından Boghossian Vakfı tarafından restore edilerek yeniden sanat merkezi olarak kapılarını açtı. Altın varaklı çerçeveler, mermer duvarlar ve egzotik desenlerle bezeli Villa, bugünün ziyaretçilerine 1920’lerin lüks dünyasını yeniden yaşatıyor.
Art Deco’nun Küresel Yükselişi
Art Deco, sadece Brüksel’in değil, dünyanın dört bir yanında yükselen modernleşme akımının bir yansımasıydı. Chicago’dan Moskova’ya, Şanghay’dan Beyrut’a kadar pek çok şehir bu stilin izlerini taşıyor. Brüksel’deki kutlamaların küratörlüğünü üstlenen Paul Dujardin, bu tarzı “yeni bir küresel dünyanın ilk estetik dili” olarak tanımlıyor.
Estetikten Fazlası: Dönemlerin Ruhunu Yansıtan Bir Akım
Döneme damga vuran sanatçılar yalnızca galerilerde değil, gündelik yaşamda da iz bıraktı. René Magritte gibi isimler, reklam afişlerinden duvar kağıtlarına kadar birçok alanda üretim yaptı. Louma Salamé, bu dönemi “sanatçı ile zanaatkarın ayrışmadığı, toplum için üretimin esas alındığı bir zaman” olarak tanımlıyor.
Brüksel’in Tarihsel Mirası Gün Yüzüne Çıkıyor
Etkinliklerde Koekelberg Bazilikası, Bozar Kültür Merkezi ve Palais Stoclet gibi yapılar da ön plana çıkarılacak. Brüksel yetkilileri, kentin yalnızca Art Nouveau ile değil, Art Deco ile de anılması gerektiğine dikkat çekiyor. Brüksel Bölgesi Kentsel Planlama ve Miras Sekreteri Ans Persoons, “Brüksel, Avrupa’da Art Deco’nun başkentlerinden biri olmalı” diyerek iddialarını ortaya koydu.
Dünü Düşünmek, Bugünü Anlamak İçin Bir Fırsat
Etkinlikler yalnızca bir stil kutlaması değil, aynı zamanda dönemin siyasi ve toplumsal çalkantılarını da yansıtıyor. Persoons, “İki dünya savaşı arasındaki yıllar gibi, bugün de kırılgan bir dönemden geçiyoruz. Tarih bize ne kadar hızlı yanlış bir yola sapabileceğimizi hatırlatıyor” diyerek bu yılki programın düşündürücü yönüne dikkat çekiyor.