İngiliz ressam Ken Kiff, yıllarca göz ardı edilmiş olsa da, bugün eserleri yeniden keşfediliyor. Londra’daki Hales Gallery‘de açılan yeni sergiyle, Kiff’in benzersiz sanatı ve Ulusal Galeri‘de geçirdiği dikkat çekici dönem yeniden gündeme taşınıyor. 90’ların agresif sanat akımlarının gölgesinde kalan Kiff, renk, mitoloji ve insan duygularına odaklanan çalışmalarıyla bugünün sanat dünyasında taze bir ilgi uyandırıyor.
Kiff’in Renkli ve Garip Dünyası
Ken Kiff, modern sanatın klişelerinden uzak duran, kendi iç dünyasından beslenen nadir ressamlardan biriydi. Tablolarında; kayıp bakışlı plastik adamlar, dev kadın figürleri, hayvanlar ve doğa unsurları ile bezeli masalsı bir evren yarattı. Kimi zaman bu figürler acıklı, kimi zaman ise mizahi bir tonla izleyiciyi karşılıyor. Sanatçı; Paul Klee ve Joan Miró gibi modernistlerden ilham alsa da, renk ve simge kullanımında tamamen kendine has bir yol izledi.
Ulusal Galeri’nin Beklenmedik Sanatçısı
Kiff, 1992-1993 yılları arasında National Gallery’de “sanatçı asistan” olarak görev yapmış ve bu süreçte galeri koleksiyonundaki eserlerden etkilenerek kendi mitolojisini geliştirmişti. O dönemi anlatan kızı Anna Kiff, babasının galeriye pek sıcak bakmadığını ve bu yapının “erkek egemen ve resmi” havasından rahatsız olduğunu belirtiyor. Fakat Kiff, galerinin kahverengi tonlarına rağmen Rubens’in ağaçları, Van Gogh’un doğa tasvirleri ve Bellini’nin renk oyunları gibi detaylardan etkilenerek eserlerine yeni bir boyut katmayı başardı.
Tablolarda Gizli Mesajlar ve Renk Patlamaları
Kiff’in tablolarında izleyiciyi hem şaşırtan hem de büyüleyen bir denge var. Örneğin; “Woman Watching a Murder” adlı eserinde, Bellini’nin bir tablosundan esinlenerek yarattığı sahnede, dev bir kadın, mavi bir fon önünde küçücük bir adam ve kadının kavgasına tanıklık ediyor. Bu eser, Kiff’in insan psikolojisini ve toplumsal rolleri nasıl ters yüz ettiğinin de kanıtı.
Rönesans’la Modern Mitolojiyi Buluşturdu
Kiff’in birçok eseri, John the Baptist, Saint Jerome ve Saint Eustace gibi dini ve tarihsel figürleri, kendi kurgusal karakterleriyle birleştiriyor. Plastik adam, dev doğa formları ve devasa güneşler, onun tablolarında sıkça karşımıza çıkan unsurlar. Kiff, resimlerinde kelimelerle değil, görsellikle hikaye anlatmanın peşindeydi.
20 Yıl Sonra Gelen Değer
Sanatçının ölümünden 20 yıl sonra, özellikle genç sanat izleyicileri ve eleştirmenler tarafından “Kiff yeniden keşfediliyor” yorumları yapılıyor. Serginin küratörü Ella-Rose Harrison, “Genç kuşak, onun soyut ve figüratif karışımını ve gündelikle mitolojik olanı bir araya getirişini yeniden keşfediyor” diyor.