Küresel Isınma, dünyanın en izole kıtasını köklü bir dönüşümün eşiğine getirdi. Yeni bilimsel projeksiyonlara göre Antarktika’da on binlerce kilometrekarelik alan, önümüzdeki yüzyıllarda buz örtüsünü kaybedebilir. Bu durum yalnızca çevresel bir kriz anlamına gelmiyor; aynı zamanda toprağın altında saklı olduğu düşünülen Bakır, Kobalt, Altın ve Gümüş gibi kritik madenlerin açığa çıkması ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Dolayısıyla mesele artık sadece iklim değil; potansiyel bir jeopolitik ve ekonomik rekabet senaryosu.
Buzsuz Alanlar Hızla Artabilir
Nature Climate Change dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, orta düzeyde bir erime senaryosunda 2300 yılına kadar yaklaşık 36 bin kilometrekarelik alan buzdan arınabilir. Daha yüksek emisyon senaryosunda ise bu rakam 120 bin kilometrekareye kadar çıkabiliyor.

Şu anda kıtanın yalnızca yüzde 0,6’sından azı buzsuz durumda. Ancak bazı bölgeler küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor. Özellikle Antarktika Yarımadası ve Transantarktik Dağları, maden potansiyeli açısından en dikkat çekici bölgeler olarak öne çıkıyor.
Araştırmacılar, ortaya çıkacak bu yeni kara alanlarının mevcut jeolojik verilerle örtüştüğünü ve tarihsel olarak zengin maden oluşumlarına sahip bölgelerle benzerlik gösterdiğini belirtiyor.
2048 Sonrası Yeni Bir Madencilik Yarışı mı?
Bugün için Antarktika Antlaşması kapsamında kıtada madencilik faaliyetleri yasak. Ancak anlaşma, 2048 yılından itibaren değişiklik önerilerine açık olacak. Bu tarih, potansiyel bir küresel madencilik tartışmasının başlangıcı olarak görülüyor.
Yarımada üzerinde Şili, Arjantin ve Birleşik Krallık; Transantarktik Dağları çevresinde ise Avustralya ve Yeni Zelanda hak iddia etmiş durumda. Her ne kadar egemenlik talepleri askıya alınmış olsa da, buzların geri çekilmesiyle birlikte siyasi baskının artabileceği öngörülüyor.
Özellikle Bakır Rezervi projeksiyonları dikkat çekici. Çalışmaya göre yalnızca Antarktika Yarımadası’nda 12 ila 25 milyon metrik ton arasında bakır rezervi bulunabilir. Küresel bakır talebinin 2040’a kadar 42 milyon tona çıkması beklendiği düşünüldüğünde, bu miktar stratejik önem taşıyor.

Zorlu Koşullar Ve Büyük Belirsizlik
Bununla birlikte, Antarktika’da madencilik yalnızca hukuki değil; lojistik açıdan da son derece karmaşık. Kıtada liman, kara yolu ve altyapı neredeyse yok denecek kadar az. Ayrıca iklim değişikliği, buzdağlarının kopma sıklığını artırarak Güney Okyanusu’nu daha tehlikeli hale getiriyor.
Uzmanlar, buzların çekilmesinin teorik olarak erişimi kolaylaştırabileceğini; ancak aşırı hava koşullarının süreci öngörülemez kıldığını vurguluyor. Dolayısıyla ekonomik fırsat söylemi, ciddi çevresel ve teknik risklerle birlikte geliyor.
Jeolojik Geçmiş Kritik İpuçları Sunuyor
Antarktika, 180 milyon yıl önce Gondwana süperkıtasının parçasıydı. Avustralya, Afrika ve Güney Amerika’daki zengin maden yatakları göz önüne alındığında, benzer oluşumların Antarktika’da da bulunabileceği düşünülüyor.
Bu jeolojik bağ, potansiyel rezerv iddialarını güçlendiriyor. Ancak kesin veriler için kapsamlı saha araştırmaları gerekiyor. Mevcut durumda kıta, yalnızca bilim insanları ve sınırlı turizm faaliyetlerine açık.

İklim Krizi Yeni Bir Ekonomik Gerilim Yaratabilir
Sonuç olarak mesele yalnızca buzların erimesi değil; aynı zamanda ortaya çıkabilecek yeni bir kaynak rekabeti. Küresel Isınma, çevresel felaketin ötesinde, 21. yüzyılın en hassas jeopolitik başlıklarından birini şekillendirebilir.
Antarktika’nın geleceği, sera gazı emisyonlarının seyrine bağlı. Ancak 2048 sonrası için olası bir madencilik tartışması, şimdiden bilim dünyasında ve diplomatik çevrelerde gündeme girmiş durumda.
Kaynak: NYT
