Venezuela’ya yönelik askeri operasyonun ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı açıklama, yalnızca siyasi dengeleri değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyen bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını duyururken, perde arkasında çok daha büyük bir başlığın öne çıktığı görülüyor: Venezuela petrolü.
Bu kapsamda, New York Times’ın 8 Aralık’ta yayımladığı ve ülkedeki petrol rezervlerini mercek altına alan analiz, bugün yaşanan gelişmeler ışığında yeniden dikkat çekiyor. Çünkü Venezuela, dünya üzerindeki en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülke konumunda bulunuyor.
Venezuela Petrolü Neden Bu Kadar Kritik?
ABD yönetiminin son hamleleri, Karayip Denizi’nde artan askeri hareketlilik ve Washington’dan gelen sert mesajlar, Venezuela’nın enerji zenginliğini yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Aslında petrol, uzun yıllardır ABD–Venezuela ilişkilerinin ana eksenlerinden biri. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu ilişkinin artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan jeopolitik ve askeri bir boyuta taşındığını gösteriyor.
Venezuela, Suudi Arabistan, Rusya ve ABD dahil olmak üzere tüm ülkelerden daha fazla petrol rezervine sahip. Buna rağmen, küresel petrol arzının yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini üretebiliyor ve ihraç edebiliyor. Bu çarpıcı çelişki, ülkenin enerji potansiyelinin neden bu kadar tartışıldığını açıkça ortaya koyuyor.
Venezuela’nın Ne Kadar Petrolü Var?
Sektörün en saygın kaynaklarından biri olan Oil & Gas Journal’a göre Venezuela, dünyadaki bilinen petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 17’sine sahip. Bu oran, 300 milyar varili aşan devasa bir miktara karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, uzmanların ülke topraklarından teknik olarak çıkarılabileceğini düşündüğü petrol miktarı bu seviyede bulunuyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, dünyanın en büyük petrol üreticisi olan ABD’nin kanıtlanmış rezervleri yaklaşık 81 milyar varil civarında. Bu fark, Venezuela’nın enerji zenginliğinin boyutunu daha net biçimde ortaya koyuyor.
Üretim Neden Bu Kadar Düştü?
Venezuela, 1997 yılında dünya petrolünün neredeyse yüzde 5’ini üretiyordu. Ancak yıllar içinde kötü yönetim, yetersiz yatırım, altyapı çöküşü ve ABD yaptırımları, üretimi dramatik biçimde düşürdü. Buna ek olarak, ülkenin sahip olduğu petrolün büyük kısmı katran benzeri ağır petrol niteliğinde. Bu durum, çıkarma ve işleme maliyetlerini ciddi biçimde artırıyor.
Uzun yıllar boyunca ABD, Venezuela petrolünün en büyük alıcılarından biri oldu. Ancak Trump yönetiminin 2019 yılında Venezuela devlet petrol şirketi Petroleos de Venezuela’ya yaptırım uygulamasıyla bu ticaret durma noktasına geldi. Sevkiyatlar 2023’te kısmen yeniden başlasa da, hacim eski seviyelerin çok altında kaldı. Günümüzde Venezuela petrolünün büyük bölümü Çin’e yönelmiş durumda.
Ülkede Hangi Petrol Şirketleri Faaliyet Gösteriyor?
Venezuela, yıllar boyunca özel petrol şirketlerini ülkeye çekme ile sektörü tamamen devlet kontrolüne alma arasında gidip geldi. 2013’te hayatını kaybeden eski Devlet Başkanı Hugo Chávez, yaklaşık 20 yıl önce sektörü kısmen millileştirerek yabancı şirketleri daha sert sözleşme koşullarını kabul etmeye zorladı. Bazı şirketler bu şartları reddederek ülkeden çekildi.
Bugün Venezuela’da faaliyet göstermeye devam eden az sayıda Batılı şirket arasında Chevron, Eni ve Repsol bulunuyor. Bu şirketler, yüksek risk ve maliyetlere rağmen uzun vadede Venezuela petrolünün yeniden değer kazanacağı beklentisiyle ülkede kalmayı tercih ediyor.
Chevron Neden Bu Kadar Önemli?
Venezuela’daki en büyük yabancı oyuncu olan Chevron, ülkede bir asrı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. Şirket, Venezuela petrolünün yaklaşık dörtte birini üretiyor. Chevron’un operasyonları, Caracas yönetimi için adeta bir finansal can simidi niteliği taşıyor. Bugün bile üretilen petrolün bir kısmı ABD’nin Körfez kıyısındaki rafinerilerine giderek benzin ve dizel gibi ürünlere dönüştürülüyor.
Chevron CEO’su Mike Wirth, Washington’da yaptığı bir konuşmada şirketin “uzun vadeli oynadığını” vurgulayarak, koşullar değiştiğinde Venezuela ekonomisinin yeniden inşasında yer almak istediklerini açıkça dile getirdi.
Citgo Ve ABD’deki Petrol Denklemi
Venezuela devlet petrol şirketine ait olan Citgo Petroleum, ABD’de üç büyük rafineri işletiyor. Citgo, Venezuela hükümetinin borçlarının tahsil edilmesi sürecinde kilit bir rol oynuyor. Geçtiğimiz ay bir federal yargıç, şirketin 5,9 milyar dolar karşılığında satılmasına hükmetti. Ancak bu rakam, Venezuela’nın davalara konu olan 20 milyar dolarlık borcunun yalnızca küçük bir bölümünü karşılıyor.
ABD Neden Venezuela Petrolünü İstiyor?
Enerji uzmanlarına göre, Venezuela petrolü ABD açısından stratejik bir anlam taşıyor. ABD petrol üretiminin, 15 yılı aşkın hızlı büyümenin ardından dengeye oturması bekleniyor. Küresel talep artmaya devam ederse, Ortadoğu ve Rusya dışındaki alternatif kaynakları güvence altına almak Washington için daha da önemli hale gelecek.
Houston’daki Rice Üniversitesi’nden enerji uzmanı Francisco J. Monaldi, ABD’nin bu senaryolarda alternatif bir tedarik kaynağına sahip olmak isteyeceğini vurguluyor. Üstelik Venezuela petrolü, ABD rafinerileri için cazip çünkü daha ağır yapıda ve Körfez kıyısına taşınması görece kısa sürüyor.
Maduro’nun Suçlaması
Tüm bu tabloyu yakından izleyen Maduro, ABD’yi sert sözlerle suçladı. Venezuela lideri, Washington’un “ülkenin topraklarına, halkına ve kurumlarına karşı ölümcül askeri güç kullanarak dünyanın en büyük petrol rezervlerine el koymaya çalıştığını” savundu. Bu açıklama, Venezuela petrolünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda egemenlik ve bağımsızlık meselesi olarak görüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.
